12 06 2010

Mayıs biteli...

Dünyanın en yoğun ev hanımı olmalıyım! Hayır hayır, en tembel daha doğru olacak... İnsan oturup iki kelime yazmaya, konuyla ilgili resimleri eleyip yüklemeye, o resimleri yerleştirmeye, yazım hatası var mı diye tekrar tekrar okumaya bu kadar mı üşenir? Halbuki çektiğim her fotoğraf karesinden kocamı itikleyip "bi tane de blog için" diye çekiyorum!! Bir sürü de konu biriktirdim... Bak şimdi hepsini tek postta nasıl toplayıvericem :)

- Bahar geldi mi benim dallar yeşeriyor, illa ki su kıyısı istiyorum. Küçükken burnumuzun dibinde olduğu için pek bi olayı olmadığını düşündüğüm Maşukiye şu yaşımda bi kıymetli oldu sormayın. Alabalık da hiç sevmem ama tutturdum gidelim diye. Annemler de Ankara'dan Adapazarı'na gelmişlerdi. Kocamın ailesini de aldık, toplaştık gittik. Bi de baktım ki Zonguldak'tan anneannem, Ankara'dan babaannem de gelmiş, oyy tam bir cümbüş oldu! Alabalık da yedim, yürüyüş de yaptım, baharı içime çektim, kendime geldim :))

- Nisan sonunda HamaratAtölye'de sevgili Enhar'ın düzenlediği Yazlık Çanta Dikimi kursuna gidip genel kültürümü arttırdım :) Keşke size "içimden bir yetenek fışkırdı, dikiş işlerinde meğer ustaymışım" diyebilseydim ama önceki postta da belirttiğim gibi annemin 10 parmağında 10 marifet hallerinden hiçbiri geçmemiş bana! Nitekim diktiğim çantayı bitirmek üzere anneme teslim ettim, geldiğinde benim dikişleri söküp tekrar diktiğini görünce bu defteri de kapatmış oldum :) Ama HamaratAtölye gidilesi, deneyimlenesi bir yer. Ortam şahane, hocalar şahane, ortaya çıkan işler şahane... Yazın bir ucundan tadın derim :)

- Bendeniz Mayıs kuzusuyum, mayıs başında doğmuşum, bu sebepten ki güneş çıktı mı beni tutabilene aşkolsun. Nisan'da isterim diye tutturdum ama kocam yok soğuk, yok sular gür gibi bahanelerle beni oyaladı. Sonra doğum günü hediyesi olarak 2 Mayıs'ta götürdü beni... Düzce - Melen'de Rafting... Aslında bana her türlü doğa sporu yasak (hatta doktoruma kalsa yüzmem bile yasak) ama ben pek laf dinlemem, dinlemedim de... Tüm riskleri alarak attım kendimi hırçın sulara :) Şaka şaka, çok hırçın değildi, hatta rehber beni 2 kere suya atmasa hiç bir aksiyon olmadan inebilirdim de bottan. Kürek çekerken sorun yok ama bota çıkarken biraz zorladım omzumu. Bir kaç gün sızladı ama şimdi sorun yok gibi görünüyor.
- Annem yazdığım dokunaklı anneler günü yazımdan sonra ilk otobüse atlayıp geldi, saçımı boyadı! 1 hafta bende kaldığı süre boyunca kadını günde 50 km kadar yürütüp tüm semt pazarlarını gezdirdim. Eminönü, Kadıköy çarşılarını fethettik, alışveriş merkezlerindeki tüm ayakkabıcıları tavaf ettik. Kadıncağız 7 günü doldurur doldurmaz ilk otobüsle Ankara'ya kaçtı. Duydum ki 3 gün evden çıkmamış :) Eline yüklediğim perdelik, yastıklık vs tüm ev tekstili ürünlerini dikmekle uğraşıyor şimdilerde! Her eve lazım bir anne kendisi :)

- Babam Anneler günü yazıma bozuldu, "babaya bir kelime bile yok" diye fırça attı :) Babalar günü yazısı şart oldu! Azıcık bekle babiş, az kaldı ;)
- Bizim Adapazarı'ndaki ev hala duruyor, depremle ilgili postta bahsetmiş olabilirim. Şehrin dışında, Esentepe isimli küçük bir köyün tepesinde. Bahçesi falan da var, bahar geldi mi Esentepe Mevsimi geldi diyoruz. Gelenekselleşen bir börek partimiz var her sene nisan-mayıs gibi yaptığımız. Yine tüm sülale, talükat, komşular falan toplaşıp bahçede sac böreği yapıyoruz. Bu sene aile dışından 2 çift arkadaşımız da geldi, pek keyifli pek eğlenceli oldu.

Aşağıda böreğin yapım aşamaları görünüyor:

1- Köyden işinin ehli bir teyze bulunur, hamur açtırılır, anneanne denetler...
2- Yine köyden alanında uzman bir teyze bulunur ve börekler pişirilir, babaanne yağlar...
3- Fondaki Sapanca gölüne derin bakışlar atılarak börek lüpletilir (ayıp olmasın diye lüplerken resim koymadım!)

- Günde 20 kere kariyer.net'i, 20 kere yenibiris'i, 20 kere secretcv'yi güncellersen n'olur? İlla ki bi iş bulursun :) Buldum, 1 temmuzda başlıyorum inşallah! Bu aralar biraz da onun sıkıntısı vardı içimde. İş ara, giyin süslen görüşmeye git, bıdı bıdı kendini anlat... Ay kendimden, geçmişimden tiksindim, o derece yani! Neyse bir süre için bitti arayış... Yalnız bir evrak listesi verdiler, sanırsın evlatlık alacaklar beni! Bu sıcakta bi de evrak topluyorum! (İş bulup da kulp takan uyuz ipex...)

- Mayıs sonunda heyecanla beklediğim bir şey daha vardı. Annemler Kalkan'a 1 haftalığına tatile gideceklerdi. "Sana ne annenlerin tatilinden, evli barklı kadınsın" diyenler haklı olsalar da, baba parasıyla tatil ne şahane şeydi hatırlatmak isterim... 4 kişilik apart'a 2 kişi gidiyorlardı, diğer iki yatak öksüz kalmasın, fakir fukara da faydalansın dedik, fena mı ettik!

Mütevazi tesisimiz Türkiye'deki tüm mavi bayraklı plajların içinde 1 numara seçilmiş söylemesi ayıp! Yüzmekle kalmadım, içtim denizi! Nasıl bir mavidir, nasıl bir turkuazdır, nasıl bir temiz denizdir... Plaj / beach aramam, sırf deniz olsun ama doyulmasın diyenlere Kaş / Kalkan / Patara civarı tereddütsüz önerilir. Bu da bir sonraki postun konusu zaten. Fotoları ayıklamaya üşenmezsem kendi diktiğim çantamla boy gösterdiğim plajları da yazacağım... Şimdilik sadece odamızdan Kalkan manzarası:


4 düşünce:

mine dedi ki...

ne güzel fotoğraflar ve tatlı bir yazı
oralara gidip kaybolmak istedim bir an :=)
herşeyin hayırlısı sevgiler

ipex dedi ki...

Sevgili Mine, ne tatlı bir yorum bu :) çok teşekkürler :) sevgiler...

Bellek Kutusu dedi ki...

Bir solukta okudum, fotoğraflara da bayıldım, Arayı açmayalım lütfen İpex'cim, özletme kendini:)

ipex dedi ki...

Çok şekersin Kutucuuumm :) I will do my best :))

Yorum Gönder