27 04 2010

Türkiye'de Japon Yılı

Malumunuz 2010 Türkiye'de Japon Yılı olarak kutlanıyor. Yıl boyunca pek çok etkinlik, tanıtım toplantısı, konser, sergi vs çeşitli illerde Japon kültürü meraklılarını bir araya getirecek. İstanbul dışında diğer illerde ne kadar duyuruluyor, nasıl tanıtılıyor bilmiyorum ama biz İstanbul'daki etkinliklere ailecek katılım gösteriyoruz.

Benim Japon kültürüyle ilk tanışmam animeler vasıtasıyla olmuştur. Kardeşimle aynı evi paylaşma talihsizliğini yaşadığımız 3 senede yegane güzel anılarımız bilgisayarın karşısına çektiğimiz koltuklarda geçirdiğimiz saatlerle sınırlıdır. Animeler sayesinde Japonların başka bir gezegenden geldiğini, bizimle hiç alakalarının olmadığını farketmiş, yaratıcılıklarına, kültürlerinin derinliğine hayran kalmıştım. Güzelliğe verdikleri değerin hayatlarına ne derece işlemiş olduğunu ise Belçika'da can sıkıntısından başladığım İkebana derslerinde öğrenmiştim. (İkebana'yı ayrı bir yazı konusu yapmalıyım.)

Dedim ya ailecek Japon etkinliklerindeyiz diye, şimdi onu açıklayalım. Aslında benim kardeşle kocamın ağabeyi bir araya gelip bir çalışma yaptılar birlikte. Benim kayınbirader müzikle profesyonel olarak ilgileniyor, geçtiğimiz aylarda piyano parçalarından oluşan bir albüm çıkardı. Yalnızca dijital olarak satın alınabiliyor amazon gibi sitelerden. Benim kardeşim de bu albüme bir kapak tasarımı yaptı ve bir parçasına klip hazırladı. Albümü Japon yılı nedeniyle Japonya'ya ithaf ettiği için, klip de 2. dünya savaşından görüntüler kullanılarak hazırlandı.

Geçtiğimiz hafta JCI İstanbul ev sahipliğinde Taksim'deki Titanic Otel'de düzenlenen "Japonya'yı Tanıyalım" etkinliğinde de kardeşlerimizin bu çalışmaları gösterildi / tanıtıldı. Biz de gururlu aile bireyleri olarak beyimle yanlarındaydık tabi ki :)

Japonya'yı tanıma etkinliğinde olması gereken hemen her şey mevcuttu etkinlikte:

Sushi, Origami, dev & renkli yelpazeler, Reiki, Kendo, GO... İkebana olmadığı için biraz sitem ettiysem de bir sonraki etkinlikte bizzat İkebana'yı tanıtmak üzere gönüllü oldum da rahatladım :)

Memleketimde lüks yemek sınıfında olan sushi Belçika'da normal yemek standartlarında olduğu için daha çok yeme imkanı bulmuş ve hemen her çeşidini sevmiştim. İstanbul'a döndüğümüzden beri yemek kısmet olmamıştı. salondan içeri girip de dizi dizi makileri görünce hooleeeyy diye bağırdım - ama içimden :) Çubuklarımı ustaca kullanarak soya sosuyla tatlandırıp hem kendimi hem kocimi besledim. Bizden sonra gelenler kuru kuru Japon çerezi yemek zorunda kaldılar :)



Fest Travel'dan bir rehber bayanın fotoğraflarla sunum yaptığı Japonya gezisi iştahımı kabarttı doğrusu. En kısa sürede planlamalı, gitmeli, görmeli dedim kociye. Ama ya Belçika'da gezdiğimiz Japon bahçesindeki kırmızı ağaçları görmek için sonbaharda, ya da sarılıp, öpmek, bütünleşmek istediğim kiraz ağaçları Sakura'ları görmek için ilkbaharda gitmek gerekli dedim.

Origamiye hiç bir zaman fazla ilgim olmadı ne yazık ki. Her zaman gördüğümüz bu kuş figürünün turna kuşu olduğunu ve Japon efsanelerine göre bin tane origami turna kuşu katlayan kişiye bir dilek dileme hakkı verildiğini o akşam öğrendim.

Reiki benim uyku düzeni anlamında hayatımı kurtaran, oldukça zahmetsiz, uygulaması kolay, her eve lazım bir şifa yöntemi. Özellikle üniversite döneminde sabahlara kadar süren uyuyamama nöbetlerimi çözmede bana çok yardımcı olmuştur. Pek çok başka ağrı tedavisinde de kullanılıyor ama ben en çok uyku konusunda faydasını gördüm. Ben 1. derecemi Gülcan Arpacıoğlu'ndan almıştım. Şimdi pek çok kişi eğitim veriyor. Ben kendisini tavsiye edebilirim, çok sempatik ve sıcak bir insandır.

Go oyununu bilir misiniz? Dama gibi düz bir tahta üzerinde siyah-beyaz pek çok taşla oynanan bir oyun. Kurallarını falan ben de pek bilmiyorum. Ama hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan birinde kurgu Go üzerinedir ve şahane bir romandır: ŞİBUMİ. Yazarı Trevanian'dır, okunmadıysa şiddetle tavsiye edilir. (Best seller kategorisine giriyor olabilir, sevmeyenleri uyarmış olalım :) )

Son olarak pek duymadığım bir Japon dövüş sanatı olan Kendo tanıtıldı. Anladığım kadarıyla bir çeşit eskrim. Kendo hakkında bilgi almak isteyenleri buraya ya da buraya alalım...


Oyy oy, çok öğretici bir post oldu. Maşallah bana :))

7 düşünce:

elif dedi ki...

elinize sağlıkk süper bir post olmuş.helede benim gibi japonya meraklısı birisi için..benimde içimde uhde japonya gezisi.amaa çok uçuk fiyatları:((

NzN dedi ki...

Bu etkinliklerle ilgili bize neden davetiye gelmedi bakalım?? O suşiler bensiz boğazından nasıl geçti?
Bana go dersi verecek birilerini aramıştım zamanında ve buldum. İlgilenirsen gel hemen gidelim:)

ipex dedi ki...

Elif teşekkürler, beğenmene sevindim. Japon kültürü o kadar derin ki aslında, çok özet geçtim ben. azıcık kurcuklamak lazım ama yerinde görmek lazım ;) kısmet diyelim :))

NZN'ım, bize de kayınbirader haber veriyor. Sitenin linkinden bak, begendiğin etkinliğe katılalım birlikte. Go'yu zamanında ben de istemiştim de zaman ayırmak lazım. satranc gibi sabır isteyen bir oyun. ben çok kazmayımdır bu tip oyunlarda o yüzden pek niyetlenmedim açıkçası :)

beste dedi ki...

bende gulcan hanimdan iniseyeyim:) cok hos bir etkinlikmis, esim "go" delisidir ben maki, ikebana'yi denedim ama daha hazir degilim galiba cok sikildim herkesin saatler harcadigi seyi ben 5 dk yapiyordum! Leo'yu da origamilere bulastirmaya calisiyorum daha pek bir kucuk zaten bana japnmusun dediler bari sorunun hakkini vereyim::) sevgiler

ipex dedi ki...

haha :) ilahi Beste, hakikaten yarı Japon sayılırsın sen :)) ikebana gerçekten çok sabır istiyor. bir dalı yerleştirmek için 45 dakika uğraştığımı bilirim. senin gibi tez canlı hanımlara göre değil pek :) ben kımıl böceği gibi tembel olduğum için huzur vermişti bana :))

Bellek Kutusu dedi ki...

Nefis bir post olmuş bu:)
Tüh bilseydim benim içinde bol bol sushi ye diye tembihlerdim seni İpex'cim:)
Acaba bu Kendo'yu ben de becerebilir miyim? Bir düşünelim:D

ipex dedi ki...

Teşekkürler Kutum :) yedim yedim, zor aldılar elimden stickleri :) Kendo biraz acayip bi spor valla, ellerindeki sopalarla birbirlerinin kafasına çota çota vurup durdular! hani şirketten uyuz olduğun biri varsa ikna edip birlikte gidebilirsiniz mesela :) o zaman çok eğlenceli olur sanırım! ben kardeşime önerdim hemen kabul etti mesela, ne kardeş sevgisi varsa ikimizde de :))

Yorum Gönder